Doç. Dr. "Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı artıyor"

8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası’ dolayısıyla yaptığı açıklamada lösemi hastalığı, belirtileri, tanı ve tedavi süreçleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Doç. Dr. "Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı artıyor"
SAĞLIK 4 dk okuma 7 Okunma
Yazı Boyutu:

8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası’ dolayısıyla yaptığı açıklamada lösemi hastalığı, belirtileri, tanı ve tedavi süreçleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olan lösemide erken tanı ve tedavinin eksiksiz sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Çakmak, günümüzde çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde (ALL) beş yıllık yaşam oranının yaklaşık yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Löseminin, kemik iliğinde kan hücrelerinin üretiminden sorumlu hücrelerin anormal şekilde çoğalmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Çakmak, bu durumun zamanla sağlıklı kan hücrelerinin yerini alarak vücudun oksijen taşıma, enfeksiyonlarla mücadele etme ve kanamayı durdurma işlevlerini olumsuz etkilediğini söyledi. Kan hücrelerinin görevlerine göre lösemi belirtilerinin farklılık gösterdiğini belirten Çakmak, alyuvarların azalmasının solukluk, halsizlik ve çabuk yorulmaya; sağlıklı akyuvarların azalmasının ateş ve sık tekrarlayan enfeksiyonlara; trombositlerin azalmasının ise kolay morarma ve kanamalara neden olabildiğini kaydetti.

Geçmeyen halsizlik, ateş ve nedensiz morluklara dikkat

Lösemi açısından dikkat edilmesi gereken belirtilere değinen Hatice Mine Çakmak; geçmeyen halsizlik, solukluk, nefes darlığı, tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar, nedensiz morluklar, ciltte küçük kırmızı noktalar, burun ve diş eti kanamaları ile kemik ve eklem ağrılarının önemli bulgular arasında yer aldığını söyledi. Özellikle çocuklarda topallama veya yürümek istememe gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Bu belirtilerin her zaman lösemi anlamına gelmediğini hatırlatan Çakmak, şikayetlerin uzun sürmesi, tekrarlaması veya birden fazla belirtinin birlikte görülmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirterek, tanı sürecinin ilk aşamasında yapılan kan sayımının önemli bilgiler sağladığını kaydetti.

Löseminin nedeni her zaman bilinmiyor

Löseminin kesin nedeninin henüz bilinmediğini, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynayabildiğini ifade eden Çakmak, bazı genetik hastalıkların, daha önce alınan kemoterapi veya ışın tedavilerinin ve benzen gibi kimyasallara maruz kalmanın risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Löseminin genellikle anne ve babadan çocuğa geçen bir hastalık olmadığının altını çizen Çakmak, özellikle çocuklarına lösemi tanısı konulan ailelerin kendilerini suçlamamaları gerektiğini vurguladı. Hastalığın ailenin ihmali ya da yaptığı bir hatanın sonucu olarak ortaya çıkmadığını da belirtti.

Tanı ve tedavi süreci hastaya göre planlanıyor

Lösemi tanısında öncelikle kan sayımı yapıldığını, şüpheli bulguların varlığında kemik iliğinden örnek alınarak özel incelemeler ve genetik testler gerçekleştirildiğini aktaran Doç. Dr. Çakmak, bu incelemeler sonucunda hastalığın türünün belirlendiğini ve tedavi planının oluşturulduğunu ifade etti. Çocukluk çağı ALL tedavisinin temelini kemoterapinin oluşturduğunu belirten Çakmak, tedavinin yoğun tedavi, ara idame, yeniden yoğunlaştırma ve idame aşamalarından meydana geldiğini söyledi. İdame tedavisinin ekseriya evde veya poliklinik ortamında ağızdan alınan ilaçlar ve belirli aralıklarla uygulanan damar içi tedavilerle sürdürüldüğünü, hastalığın merkezi sinir sistemine yerleşmesini önlemek amacıyla bazı ilaçların bel yoluyla da verildiğini kaydetti. Tedavi süresinin kız çocuklarında yaklaşık 2,5 yıl, erkek çocuklarında ise yaklaşık 3,5 yıl olduğunu belirten Doç. Dr. Çakmak, löseminin türüne ve hastanın durumuna göre hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, ışın tedavisi ve kök hücre nakli gibi farklı yöntemlerin de uygulanabildiğini ifade etti.

Tedavinin yarım bırakılmaması hayati önem taşıyor

Tedavi sırasında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle enfeksiyon riskinin arttığına dikkat çeken Hatice Mine Çakmak, ateş yükselmesi durumunda vakit kaybetmeden tedavinin yürütüldüğü sağlık merkezine başvurulması gerektiğini söyledi. Hastanın kendisini iyi hissetmesinin tedaviyi sonlandırmak için yeterli olmadığını vurgulayan Çakmak, özellikle idame tedavisinin eksiksiz tamamlanmasının hastalığın tekrarlama riskinin azaltılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Ayrıca tedavi sürecinde bitkisel ürün veya besin takviyesi kullanılmadan önce mutlaka hekime danışılması gerektiğini hatırlattı. Lösemi tedavisinde son elli yılda önemli bilimsel gelişmeler kaydedildiğini belirten Çakmak, 1960’lı yıllarda yüzde 10’un altında olan çocukluk çağı ALL’de beş yıllık yaşam oranının günümüzde yaklaşık yüzde 90’a ulaştığını ifade etti. Çocukluk çağı AML’de ise bu oranın yüzde 65-75 arasında değiştiğini aktardı.

Akut lösemide tanıdan sonraki iki yılı hastalıksız geçiren çocukların büyük ihtimalle iyileşmiş kabul edildiğini belirten Çakmak, her hastanın klinik özelliklerinin ve tedaviye yanıtının farklılık gösterdiğini, bu nedenle tedavi sürecinin uzman hekimler tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takibin lösemiyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirterek, çocukluk çağı lösemilerinin günümüzde önemli bir bölümünün başarıyla tedavi edilebildiğini vurguladı.

Görüşünüzü Belirtin

SAĞLIK Kategorisinden Haberler

İlginizi çekebilecek güncel kaynak haberleri

Benzer
İhlas Haber Ajansı Bugün, 11:15

Sonbahar ve kış sezonunda enfeksiyona dikkat

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Heval Can Bilek, sonbahar ve kış aylarına girmemizle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşandığını belirterek, bu durumun toplu alan yaşamının artması ve artık kapalı mekanlarda vakit geçirmemizle bağlantılı olduğunu söy

İhlas Haber Ajansı Bugün, 11:04

Beş yıl sirozla mücadele etti, kızının bağışladığı karaciğerle sağlığına kavuştu

Antalya’da 5 yıl önce siroz teşhisi konulan 60 yaşındaki Hasibe İlhan, yaklaşık 1 yıl önce Avustralya’da eğitim gören kızının bağışladığı karaciğerle sağlığına kavuştu. Annesine karaciğerini vermek için Türkiye’ye gelen 27 yaşındaki Gökçem İlhan, "Onun için kalbimi bile çıkarıp veririm" derken, Hasibe İlhan ise "Allah onun ayağına taş, gözüne yaş d

İhlas Haber Ajansı Bugün, 10:59

Parkinson sadece titremeden ibaret değil

Parkinson hastalığı yalnızca ellerin titremesiyle başlamıyor. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hastalığın motor bulgulardan yıllar önce koku kaybı, uyku bozuklukları ve kabızlıkla sinyal verebildiğini belirtti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, erken tanı ve doğru yaşam tarzı planlamasının hayat kurtardığını vurguladı.